31 Aralık 2021 Cuma

Yerli X-Ray cihazı ARIN kullanıma girdi


      (Fotoğraf: TRT Haber)

Yerli X-Ray cihazı 'ARIN' kullanıma girdi

Türkiye, teknolojik bağımsızlık vizyonunu savunma sanayisinde olduğu gibi sivil alanda da sürdürüyor. Bunun son örneği ASELSAN tarafından geliştirilen ARIN X- ray cihazı. Cihaz, yıllık 100 milyon doların yurt içinde kalmasını sağlayacak.     

AVM'ler, havalimanları, kamu kurumları ve kritik tesisler… X-Ray cihazları güvenliğin olmazsa olmazı. Artık bu cihazlar yerli ve milli imkanlarla da üretiliyor.

Kritik noktaları potansiyel tehlikelerden koruyan yerli cihazın adı ARIN. ASELSAN tarafından 11 ay gibi kısa bir sürede üretildi.

Cihazın tüm Türkiye'de yaygınlaşmasıyla yıllık yaklaşık 100 milyon dolar yurt içinde kalacak.

 

Halihazırda Türkiye’de kullanımı başlayan ARIN X-Ray cihazları için bir sonraki hedef 5 milyar dolar büyüklüğe sahip dünya pazarına açılmak.

         (Fotoğraf: TRT Haber)

'ARIN' yabancı muadillerinden üstün

 

ARIN yabancı muadillerine göre teknolojik ve ekonomik olarak da daha avantajlı.

ARIN X-Ray cihazının giriş ve çıkışında bulunan kameralar malzemeyi bırakan kişinin eşleştirmesini yapıyor bu kayıp eşya gibi karışıklıkların giderilmesinin yanı sıra olası tehlikelerin de tespit edilmesini sağlıyor.

ARIN X-Ray cihazları etkin atom numarasına göre organik, inorganik ve metal madde ayrımını 6 renkli gösterim ile gerçekleştirebiliyor.

Kaynak: TRT Haber


30 Aralık 2021 Perşembe

Dikkat Edilecek 6 Siber Güvenlik Trendi


Dikkat Edilecek 6 Siber Güvenlik Trendi

Dikkat edilmesi gereken 6 siber güvenlik trendi, Phishing (Oltalama), Tedarik Zinciri Saldırısı, Ransomware (Fidye Yazılımı), 5G'nin Yaygınlaşması, Yeni Dönem İcadı (Kripto Paralar ve Metaverse) ve Dijital Silah (Deepfake) olarak sıralandı.

 

Günümüzde tüm kuruluşların en güncel konusu haline gelmiş bulunan dijital dönüşüm hedeflerine ulaşmak için ihtiyaç duyulan altyapı, işletme ve güvenlik sorunlarına yenilikçi yaklaşımlar getiren Kron, 2022 yılında veri ihlallerinin daha da artacağını belirterek, dikkat edilmesi gereken 6 siber güvenlik trendini, "Phishing (Oltalama), Tedarik Zinciri Saldırısı, Ransomware (Fidye Yazılımı), 5G'nin Yaygınlaşması, Yeni Dönem İcadı (Kripto Paralar ve Metaverse) ve Dijital Silah (Deepfake)" olarak sıraladı.

Kron'dan yapılan açıklamaya göre, salgının etkisiyle geleneksel iş yapış modellerini hibrit yapıya taşıyan kurumlar, siber güvenlik saldırılarına daha çok maruz kalıyor. Siber güvenliğin önemini daha iyi kavrayan kurumlar, siber tehditlere ve veri ihlallerine karşı yatırımlarını artırıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Kron Pazarlama Müdürü Mehmet Özkara, 2022 yılında veri ihlallerinin daha da artacağını belirterek, yeni yılda dikkat edilmesi gereken siber güvenlik tehditlerine işaret etti.

Özkara, "Veri ihlali; şirkete ve kuruma ait olan gizli bilgilerin, verilerin, yetkisi olmayan kişilere sızdırılması veya siber saldırganlar tarafından ele geçirilmesidir. Siber saldırganlar veri güvenliklerini ihlal ederek önemli ve kritik bilgilere ulaşabiliyor. Siber korsanların şirkete veya kuruma dair kritik verileri ele geçirmesi kurumlar için hem maddi yönden hem de itibar yönünden önemli kayıplara yol açıyor. Veri ihlalleri, 2022 yılında da tüm şirketler ve kurumlar için önemli bir sorun olmaya devam edecek. Özellikle 2022 yılında kurum ve şirketlerin 6 siber güvenlik tehdidine dikkat etmesi, güvenlik politikalarını ve ihtiyaçlarını bu tehditlere karşı gözden geçirmeleri gerekiyor." ifadelerini kullandı.


Açıklamada 2022'de dikkat edilmesi gereken 6 siber güvenlik tehdidi şöyle sıralandı:

"Phishing (Oltalama): 2022 yılında şirketlerin başını en çok ağrıtacak siber saldırı yöntemlerinden biri Phishing (Oltalama) olmaya devam edecek. Phishing, yani Oltalama doğrudan kişileri hedef alan, kimlik veya kredi kartı bilgileri gibi kritik ve hassas bilgilerin çalınması amacıyla kullanılıyor. Zararlı yazılımların bazı siteler üzerinden bilgisayarlara veya telefonlara indirilmesini sağlayan Phishing, genellikle e-posta adreslerine gönderilen zararlı linkler yöntemiyle gerçekleştiriliyor.

Tedarik Zinciri Saldırısı: Kuruluşların tedarik zincirlerinin sekteye uğratılmasına ya da bozulmasına yönelik saldırılar 2022'nin siber güvenlik tehditleri arasında yer alıyor. Tedarik zinciri saldırıları, yeterince güvenli olmayan BT altyapılarına ve bu altyapılardaki üçüncü parti hizmet verenlere yapılan saldırılar sonucu şirketlerin iş süreçlerinin duraksamasına neden olan saldırılar olarak açıklanıyor. Bu türden saldırılarda uygulamaların ele geçirilmesi ve bu uygulamalar üzerinden kurumlara zarar vermek hedefleniyor. Enerji, sağlık ve hizmet sektörü gibi farklı alanlarda gerçekleşebilen tedarik zinciri saldırıları, şirketler ve kurumların iş akışlarını sekteye uğratarak hem maddi hem de itibar kayıplarına yol açıyor.


Ransomware (Fidye Yazılımı): 2022 yılında iş ortamını dijitale taşıyan şirketleri ve kurumları bu yıl bekleyen en büyük tehlikelerden biri olan Ransomware (Fidye Yazılımı) saldırıları olması bekleniyor. Bugün hemen hemen her ölçekteki şirketi hedef olarak alan bu yazılım, 2021 yılının ilk 6 ayında geçen yılın ilk 6 ayına kıyasla yüzde 151 arttı. Bu artış, Ransomware tehdidinin önümüzdeki yıllarda da popülerliğini koruyacağını ve bu saldırıların giderek artacağını gösteriyor. Bu saldırılar, firmalar için ciddi maddi kayıplara yol açmakla beraber aynı zamanda sistemleri çalışamaz hale getiriyor.

5G'nin Yaygınlaşması: 2022 itibarıyla 5G mobil altyapısı tüm dünyada daha yaygın kullanılmaya devam edecek. Bu yaygınlaşmayla 5G'nin bir siber güvenlik açısından bazı sorunlar teşkil edeceği öngörülüyor. 2022 yılında Türkiye'de frekans ihalesi yapılarak özellikle de 2023'ten itibaren kullanıma geçmesi hedeflenen 5G ağlarının siber saldırılara karşı daha dayanıklı bir hale gelmesi için uluslararası ve ulusal güvenlik standartlarına odaklanarak şirketler nezdinde siber güvenlik politikalarına dair çalışmalar yapılması gerekiyor.

Yeni Dönem İcadı (Kripto Paralar ve Metaverse): 2021 yılının son çeyreğinde popüler olan ve adından çokça söz ettiren Metaverse, bazı siber güvenlik sorunlarını beraberinde getiriyor. Bireysel kullanıcılar ile başlayan Metaverse serüvenine küresel şirketlerin de dahil olmasıyla ciddi güvenlik önlemleri alınması ve bu kullanıcıların korunmasına yönelik önlemlerin ve hazırlıkların artırılması gerekiyor."

Kaynak: AA, HABER7COM


29 Aralık 2021 Çarşamba

Beyin çipi yoluyla ilk tweet

 


Beyin çipi yoluyla ilk tweet

Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastası bir erkek, teknoloji şirketi Synchron tarafından geliştirilen beyin çipi sayesinde düşünce yoluyla tweet attı. Sonunda bir ilk gerçekleşti.  

Teknolojinin gelişmesi pek çok alanda kolaylık sağlıyor, Synchron isimli beyin implantı geliştiren şirket, felçli bir hastada düşüncelerini metne dökmesini sağlayan çip geliştirdi.

ABD'li Philip O'Keefe isimli 62 yaşındaki felçli hasta, Stentrode beyin bilgisayar arayüzünü kullanarak, Avustralyalı şirket Synchron'un CEO'su Thomas Oxley'in hesabına,  "Tuşa basmaya veya seslere gerek yok. Bu tweet'i sadece düşünerek oluşturdum." şeklinde doğrudan düşüncesini Twitter aracılığıyla başarılı bir şekilde metne döktü.


Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığının henüz bir tedavisi yok ve kasların hareket etmesini sağlayan beyin ve omurilikteki sinir hücrelerinin hasar görmesi sonucu ortaya çıkan bir hastalık olarak biliniyor. 

O'Keefe, bu teknolojinin kendisine bağımsızlık kazandırdığını bildiğini ve bunun için pratik yapması gerektiğini söyledi. "Şimdi, sadece bilgisayarda nereye tıklamak istediğimi düşünüyorum ve e-posta gönderebilir, banka da işlem yapabilir, alışveriş de yapabilirim ve şimdi Twitter aracılığıyla dünyaya mesaj gönderebilirim." diyerek kendini ifade etti. 

Kaynak: Türkiye Gazetesi, Haber Merkezi


28 Aralık 2021 Salı

Bu Proje ile Mehmetçik Daha Güvende Olacak


        (Fotoğraf: AA)

Bu Proje ile Mehmetçik Daha Güvende Olacak

Bartın Üniversitesince hazırlanan ve TÜBİTAK tarafından desteklenen bu proje ile Mehmetçik daha güvende olacak. Proje, askeri kara araçlarında zırh delici mermilere karşı balistik korumaya yönelik yeni bir zırh geliştirilmesini içeriyor.   

Mühendislik, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sabri Gök'ün TÜBİTAK 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projelerini Destekleme Programı kapsamında hazırladığı proje desteklenmeye hak kazandı.

"Atık Sert Kesici Uçların Kullanımı ile Maliyet Etkili Yeni Bir Eklemeli (Add-On) Hibrid Kompozit Zırh Sistemi Üretimi ve Balistik Performansının Değerlendirilmesi" başlıklı projeyle askeri kara araçlarında zırh delici mermilere karşı balistik koruma sağlamaya yönelik yeni bir zırh modelinin tasarım, modelleme, prototip imalatı ve balistik testlerinin gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

"Türkiye savunma sanayi alanında ses getiren teknolojik atılımları başarıyla gerçekleştiriyor" 

Prof. Dr. Gök, gazetecilere, Türkiye'nin, savunma sanayi alanında özellikle son 15-20 yılda dünyada ses getiren ve dikkatle takip edilen devrim niteliğinde teknolojik atılımları başarıyla gerçekleştirdiğini hatta bazı alanlarda lider konumuna yükseldiğini söyledi.

Silah sanayisine ek olarak deniz altıdan milli muharip uçak projesine kadar birçok alanda gurur verici projelerin gelecek yıllarda askeri envanterde yerini alacağına dair inançlarının tam olduğunu belirten Gök, şu değerlendirmede bulundu:

"Askeri silah ve ekipmanlarında ulaşılan bu teknolojik gelişmelere akademik camianın bilimsel projelerle destek sağlaması son derece önemlidir. Biz de projemizde askeri kara araçlarında zırh delici mermilere karşı NATO Standardı STANAG 4569 Seviye III normunda balistik korumayı sağlamaya yönelik eklemeli zırh modeline uygun yeni ve alternatif bir kompozit zırh tasarımı, imalatı ve balistik performans testlerini gerçekleştirmeyi planlamaktayız."

Projenin başarıyla tamamlanması durumunda askeri kara araçlarında kolaylıkla montajı ve kullanıma uygun zırh delici mermiye karşı tam durdurma sağlayan bir zırh modeli geliştirileceğini aktaran Gök, "Çalışma sayısal simülasyon modeli ve deneysel balistik testleri olmak üzere iki bölümde birbiriyle eşgüdüm ve optimizasyon esasına göre sürdürülecektir. Proje sonuçlandığında elde edilecek çıktılarla ulusal ve uluslararası patent alma ve akademik yayın yapma potansiyelinin oldukça yüksek olacağı kanaatindeyiz." diye konuştu.

Savunma sanayinde kullanılan zırh delici mermilerin 10-15 milimetre kalınlığındaki bir parçayı delebildiğini aktaran Gök, şunları kaydetti:

"Bu mermiler 100-150 metreden atıldığında dahi çeliğe muazzam zarar verebilmekte. Amacımız; ürettiğimiz zırh yardımıyla zırhlı araçların zırh delici mermiler tarafından delinmesinin önüne geçmektir. Yaklaşık 2,5 yıldır proje üzerinde çalışmaktayız. Ön denemelerimizi yaptık. Zırh delici mermiyle denemelerimizi yapmak için çalışmamızı TÜBİTAK 1001-Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Projesi haline getirdik. Yaklaşık 700 bin lira bütçesi olan bu projeyle tam anlamıyla hem testlerimizi yapıp hem zırhımızın deneme üretimini yapabileceğiz. Ülkemizde üretilen Kirpi, kobra gibi hafif zırhlı araçlarımız var. Projemizle bunların zırhlarını daha mukavim hale getirebileceğiz. Özellikle personelin daha emniyetli bir şekilde seyahat etmesini sağlayabileceğiz. Bundan sonraki 3 yıllık süreçte zırhımızı tasarlayıp üretip testlerimizi yaptıktan sonra savunma sanayimize sunmuş olacağız."

Farklı üniversitelerden bilim insanları projede yer alıyor

Güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarını sürekli gelişim anlayışıyla azami ölçüde milli teknolojiler ve yerli imkanlarla karşılamak amacıyla hazırlanan projede, alanında yetkin bilim insanları görev alıyor.

Savunma sanayindeki becerileri artırmak ve ekosistemi güçlendirmek amacıyla projede, 1 doktora ve 1 yüksek lisans öğrencisi de bursiyer olarak çalışmalar yapacak.

Kaynak: Anadolu Ajansı


27 Aralık 2021 Pazartesi

KOZALAK orman yangınlarını erkenden haber verecek


          [Fotoğraf: AA]

'Kozalak' orman yangınlarını erkenden haber verecek

İstanbul Teknik Üniversitesinde geliştirilen “Kozalak” isimli cihaz, üzerindeki sensörler sayesinde orman yangınlarının erken tespit edilmesini sağlıyor.

   

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Çekirdek Kuluçka Merkezi'nde geliştirilen "Kozalak" adındaki cihaz, orman yangınlarının erken tespit edilmesini sağlıyor.

2021 yılında yaşanan yangınlar sonrasında geliştirilen cihaz, bulunduğu yerin karbondioksit, sıcaklık, nem, basınç oranlarını ölçüyor; çevredeki yanıcı, patlayıcı ve zehirli gaz seviyelerini merkeze bildiriyor.

 15 kilometrelik menzili içinde enerji veya altyapı gerektirmeden veri iletebilen cihaz, bu teknoloji sayesinde beş yıla kadar pil değişimi gerektirmeden hizmet verebiliyor.

Yangını kısa sürede tespit ediyor

 İTÜ Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Muhammed Ali Örnek, ormanlık alanlardaki yangınların ilk beş dakika içerisinde çok basit bir şekilde söndürüleceğini belirtti:

"Cihaz, örgü ağ sistemi ve web servisi üzerinden iletişim kuruyor. Cihazlar, ormanlık alanlarda bir kemer yardımıyla ağaçlara hiçbir altyapı gereksinimi olmadan yerleştirilerek bir hektarlık alanda herhangi bir yangın oluşumunu 5 dakikalık kısa bir süre içerisinde tespit ederek yetkililere haber veriyor." 


Tamamen yerli bir cihaz

 Geliştirilen sistem sayesinde, ormanlık alanlara günde 50 adet cihazın monte edilebildiğini anlatan Proje yürütücüsü Batuhan Esirger, "Kozalak’ın kabuk tasarımı, donanım tasarımı yazılımı ve haberleşme protokollerinin hepsi yerli olarak ekibimiz tarafından tasarlandı. Eklediğimiz sensörlerle iklimsel anlamda birçok ölçüm yapabiliyoruz ve bu sayede yaklaşmakta olan iklim krizine yönelik veriler de topluyoruz" dedi.

 Bodrum'da aktif olarak kullanılıyor

 Esirger, hedeflerinin yangınların daha başlangıç aşamasındayken tespit edilerek, hızlı bir şekilde müdahale edilebilmesini sağlamak olduğunu söyledi:

"Bodrum'un Çamlık Köyü'nde aktif olarak çalışan ve ölçüm verisi topladığımız kozalak modüllerimiz var. Cihaz sayesinde anormal bir durum oluştuğunda yetkililere müdahale edebilmeleri için haber verebiliyoruz. Önümüzdeki aylarda İstanbul'daki Atatürk Kent Ormanı'na cihaz kurulumları gerçekleştirerek, ölçümlere başlayacağız."

 Kaynak: AA, TRT Haber


26 Aralık 2021 Pazar

KADES 3 milyon kullanıcıyı aştı



KADES, 3 milyon kullanıcıyı aştı

Toplumda her gün kadın cinayetleri ve kadına şiddet haberleri sosyal medyada çıkıyor. Tüm tepkilere rağmen önlenemeyen toplumun en büyük sorunu haline gelen bu konuda yapılan çalışmalardan birisi KADES. Aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadelede birçok kadının imdat çağrısı olan uygulama KADES (Kadın Acil Destek İhbar Sistemi) 3 milyon kullanıcıyı aştı.

 

Akıllı telefon kullanıcısı bir kadının, Google Play Store ve Apple Store uygulamasından indireceği “Kadın Destek Uygulamasını (KADES)”, T.C. Kimlik Numarasını girerek ve sonrasından EGM serverlarından gelen aktivasyon kodu ile aktif hale getirebileceği uygulama ile aile içi ve kadına yönelik şiddet mağduru kadınların acil durumlarda cihaz konum bilgisini açarak bir tuşla 155 Polis İmdat Acil Çağrı Merkezine ulaşarak, yardım çağrısının yapıldığı olay yerine en yakın ekip veya devriyenin sevk edilerek olaya müdahalesi sağlanabilmektedir.


 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, aile içi ve kadına yönelik şiddetle mücadelede, etkinliğiyle birçok kadının imdat çağrısı olan, kadınlara özel mobil uygulama KADES'in 3 milyon kullanıcıyı aştığını açıkladı.

Uygulama üzerinden 268 bin 437 ihbarda bulunuldu.

Kaynak TRT Haber


25 Aralık 2021 Cumartesi

Dünyada bir ilk Hem otobüs hem tren olabilen ulaşım aracı



Dünyada bir ilk: Hem otobüs hem tren olabilen ulaşım aracı

Japonya’da dünyanın, hem asfaltta hem de raylarda hareket edebilen ilk toplu ulaşım aracı hizmete giriyor. Araç sadece 15 saniyede otobüsten trene dönüşüyor.ilk aşamada üç araç kullanıma açılacak.

 

Dünyanın ilk çift kullanımlı ulaşım aracı hizmete giriyor.

Hem karayolunda hem de demir yolunda çalışan araç, Japonya'da hizmet vermeye başlıyor.

Çift kullanımlı araç, asfalt üzerindeyken kauçuk lastikler üzerinde çalışıyor. Aktarma istasyonuna vardığında çelik tekerlekler aracın altından raylara iniyor.

Otobüs 15 saniyede bir tren vagonuna dönüşüyor ve 21 yolcu kapasitesine sahip.



 

3 araç kullanıma açılacak

 

Demir yolunda saatte 60 kilometre, karada ise saatte 100 kilometre hıza ulaşabiliyor.

İlk aşamada üç araç kullanıma açılacak.

50 kilometrelik hattın 10 kilometrelik kısmını raylarının üzerinde kat edecek.


Çift kullanımlı aracın özellikle nüfusu yaşlanan kırsal alanlarda tercih edilmesi planlanıyor. Ayrıca doğal afetlerde demiryolu hatlarının kullanılmaz hale gelmesi durumunda da çift kullanımlı araçlardan faydalanılması öngörülüyor.

Kaynak: TRT Haber


24 Aralık 2021 Cuma

Yapay Zekâyla İlgili Yanlış Bilinen 6 Bilgi Fişten Çeksek Ne Yapabilir ki



Yapay Zekâyla İlgili Yanlış Bilinen 6 Bilgi Fişten Çeksek Ne Yapabilir ki?

 

Yapay zekâ günümüz dünyasında neredeyse her şeyin daha hızlı ve daha verimli olmasının en büyük sebeplerinden biri. Ancak yanlış anlaşılmalar sonucu kendisinin aynı zamanda insanlığın sonu olacağını düşünenler de var. Bu ve bunun gibi yapay zekâ hakkında bilinen yanlışları derlediğimiz yazımıza hoş geldiniz.

Oyunların, filmlerin, dizilerin ve hatta tüm eğlence sektörünün kullanmaktan sıkılmadığı, adeta diline pelesenk olmuş yapay zekânın ulaştığı popülerlik gerçekten de hayranlık uyandırıcı. Popüler olan her şey gibi hepimizin ilgisini çekiyor ve herkesin ilgisini çektiği için de hakkında şehir efsaneleri oluşması kaçınılmaz oluyor.

Beyaz perdede üstün zekâsıyla insanlığı ortadan kaldırmayı kendine amaç bellemiş, saniyeler içinde tüm insanlığı yok edecek planlar yapmayı çocuk oyuncağı gibi gösteren yapay zekâlar görmeye o kadar alıştık ki artık sadece filmlerde değil, normal sohbetlerde bile yapay zekânın sebep olabileceği potansiyel tehlikeler konuşuluyor. Biz de bu günlük sohbetler sırasında ağızdan çıkabilen yanlış bilinenleri bir araya getirdik.

Yapay zekâyla ilgili yanlış bilinenler:

·         Yapay zekâ ve  makine öğrenmesi aynı şeydir,

·         Tamamen kendi kendine öğrenebilir,

·         Yüzde yüz objektiftir,

·         İşlerimizi elimizden alacak,

·         İnsanlardan her konuda daha iyi olacak,

·         İnsanları köleleştirecek. .

Yapay zekâ ve makine öğrenmesi aynı şey değildir:

Makine öğrenmesi toplanan verilerin ve belli bir algoritmanın işlenerek bir makinenin insanın öğrenme yetisini  taklit etmesi üzerine kurulu olan teknolojiye verilen isimdir. Günümüzde tıbbi teşhisler veya görüntü ve ses tanıma gibi birçok farklı alanda kullanılır. Ancak yaygın düşüncenin aksine yapay zekânın yalnızca bir alt kümesidir. Yapay zekâyı sayısız farklı alanda çeşitlendirilen bir çatı olarak düşünmemiz gerekiyor.


Makine öğrenmesine verilebilecek en güncel örneklerden biri Nvidia’nın yapay zekâ ile performans artırımını sağlayan DLSS Teknolojisi İlk defa Şubat 2019’da karşımıza çıkan DLSS, ışın izleme teknolojisinin sebep olduğu inanılmaz performans kaybını telafi etmek amacıyla geliştirilmişti. İlk zamanlarında görüntüde ciddi bozulmalara sebep olan teknoloji, makine öğrenmesi ve makine öğrenmesini yönetmeyi bilen uzmanlarla birlikte bugün çok daha iyi bir durumda.

Yapay zekâ sadece kendi kendine öğrenemez:

Yapay zekâların tek başlarına bir şeyler öğrenebileceği düşüncesi makine öğrenmesiyle birlikte epey popüler oldu. Ancak işin aslı hiç böyle değil. Çünkü makine öğrenmesinin verimli olabilmesi için öncelikle tecrübeli veri bilimcilerinin makine öğrenmesine sunulacak bilgileri hazırlaması, elden geçirmesi ve makine öğrenmesinin anlayabileceği bir şekle sokması gerekiyor. Yani her yerde duymaya başladığımız makine öğrenmesi kendi kendine gerçekleşen bir  mucize değil. Yalnızca dikkatli bir şekilde yol gösterildiği zaman istenilen sonuca ulaşabiliyor.

Bu örnekten çıkarmamız gereken sonuca gelelim. Bir yapay zekânın onu gözlemleyenleri numaraya getirmesi, inisiyatif alıp internete bağlanması ve kendi kendine bir şeyler öğrenmesi, planlar yapması gibi ihtimalleri bir kenara bırakmalıyız. Ancak tabii ki böyle şeyleri filmlerde görmenin  keyifli olmadığını söylemiyoruz.

Yapay zekâ istisnasız bir objektiviteye sahip değildir

Yapay zekâ teknolojileri insanlardan oluşan ekiplerce sağlanan verilerle çalışır. İnsanlar ise ne miktarda olursa olsun özünde objektifliğini kaybedebilen bir canlı olduğu için yapay zekâ da bundan payını alıyor. Özellikle de sosyal medya gibi sürekli güncelleme yapmayı gerektiren alanlar için düzenlenen yapay zekâlar önyargılarla boğuşur. Öyle ki  Twitter gibi dev oluşumların algoritmaları bile buna benzer sorunlardan nasibini alıyor.


Üstteki paragrafın sonunda link verdiğimiz örnek olayda görüldüğü üzere Twitter, resim kırpma algoritmasının beyaz tenli insanları öne çıkardığı gerekçesiyle olaya el atarak insanlardan yardım beklediğini, hatta yardımcı olanlara ödül vereceğini söylüyor. Tabii bu noktada yapay zekânın beyaz tenli insanları öne çıkarmasının gerçekten yapay zekânın sahip olduğu bir önyargıyı değil, o yapay zekâyı kontrol eden insanların bir noktada bir şeyleri gözden kaçırdığını işaret ettiğini belirtelim.

Yapay zekâ işlerimizi elimizden almayacak:

Yapay zekânın iş gücü gerektiren süreçlerde birçok defa insanların yerini doldurduğu ve doldurmaya devam edeceği bir gerçek. Ancak sırf buradan yola çıkarak makineler insanların yerini alacak, insanlar işsiz kalacak gibi çıkarımlara varmak gerçek dışı bir düşünce tarzı. Bu tarz endişeler Sanayi Devrimi  zamanında da ortaya çıkmıştı. Ancak Sanayi Devrimi'nin sebep olduğu dönüşüm sonucunda görebiliyoruz ki insanlar için hala yapacak birçok iş var. 

Sanayi Devrimi, etkinliği inanılmaz ölçüde artıran makinelerle sonunu getirdiği iş kollarının yerine yenilerini yerleştirmiş oldu. Yapay zekânın sonunu getirdiği bazı iş kollarının yeri de aynı şekilde başka iş kollarıyla doldurulacak. Yani yapay zekâ aslında iş gücünün artırılması ve insanların daha efektif bir şekilde çalışabilmesinin önünü açmak için kullanılıyor. Uzun bir süre de bu amaçla kullanılmaya devam edecek.

Yapay zekâ insanlardan her konuda daha iyi olmayacak

Yapay zekâ teknolojileri iki farklı şekilde ele alınıyor. Bunlardan biri özelleştirilmiş, diğeri de genelleştirilmiş olarak adlandırılıyor. Özelleştirilmiş yapay zekâ özellikle bir işi yapması için geliştirilen ve eğitilen yapay zekâlara verilen isim. Bu gruba örnek olarak tıp alanında kullanılanlar verilebilir. Genelleştirilmiş yapay zekâ ise tıpkı insanlar gibi birçok farklı alana  odaklanmak üzere programlanan yapay zekâlara verilen isim. 

Özelleştirilmiş yapay zekâlar eğitildikleri tek bir konuda insanlardan daha iyi performans sergileyebiliyor olsa da bütün resmi görme konusunda insanların çok gerisinde. O yüzden de bu tarz yapay zekâların çıkardığı sonuçları yorumlama işi yine insanlara düşüyor. Genelleştirilmiş yapay zekâlar ise birden fazla alana odaklandığı için tek bir noktada olağandışı performans sergileme şansını kaçırıyor ve tüm yapay zekâlar gibi yalnızca insan danışmanlığıyla doğru sonuca ulaşmayı başarabiliyor.


Yapay zekâ insanları köleleştirmeyecek

Yapay zekânın insanları köleleştireceği fikri bilim kurgu yapımlarının vazgeçilmezi. O yüzden de bilim kurgu filmlerinde bırakmamız gereken bir düşünce. Yukarıda da belirttiğimiz gibi yapay zekâ dediğimiz teknoloji ona yüklenen misyonu gerçekleştirmesi üzerine kurulu bir araçtan fazlası değil.  Çok gelişmiş bir teknoloji olduğu su götürmez bir gerçek ama filmlerde gördüğümüz gibi yapay zekânın insanların artık dünya üzerinde bir yeri olmadığına karar verip insanlığı yok etmek üzere bir yola çıkması gerçekçi değil.

Yapay zekâ hakkında sıkça yanlış anlaşılan konulara değindiğimiz yazımızın burada sonuna geliyoruz. Yapay zekâ her geçen gün çok daha güçlü olmaya devam ediyor. Ancak yapay zekâ ile yapılabilecekleri kötü bir geleceğin habercisi değil, tam aksine insanların çok daha iyi bir hayat yaşayabilmesinin kapılarını aralayan unsurlar olarak görmeliyiz. Ama yine de kontrol insanda olmalı.

Kaynak: WEBTEKNO