Türk Bilim İnsanları Çok Yüksek Hassasiyetli Radyasyon Sensörü geliştirdi


Türk bilim insanları, "çok yüksek hassasiyetli radyasyon sensörü" geliştirdi

Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Nükleer Radyasyon Dedektörleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, TÜBİTAK destekli proje kapsamında “çok yüksek hassasiyetli radyasyon sensörü” geliştirdi.

 

Azerbaycan Cumhuriyeti Bilimi Geliştirme Kurumunun (SDF) da desteklediği çalışma çerçevesinde geliştirilen sensör, nükleer uygulamalar, uzay teknolojisi, savunma sanayi ve sağlık sektörü gibi birçok alanda radyasyon ölçümlerinin hassas ve güvenli şekilde yapılmasına imkan sağlayacak.

 

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı desteğiyle kurulan Nükleer Radyasyon Dedektörleri Uygulama ve Araştırma Merkezi (NÜRDAM) müdürü Prof. Dr. Ercan Yılmaz, ulusal ve uluslararası birçok bilimsel proje yürüttüklerini söyledi.

Bunlardan birinin, SDF ile yürütülen TÜBİTAK destekli yüksek hassasiyete sahip foto diyot tabanlı radyasyon sensörlerinin üretilmesi olduğunu aktaran Yılmaz, bununla ilgili ilk çıktıların ortaya çıktığını kaydetti.

Yılmaz, piyasadakilerden farklı bir yapı elde ettiklerini dile getirerek, "Bir sensörün üzerinde yaklaşık 260 bin piksel var, bu şekilde hassasiyetini artırmaktayız. Bu sensörlerin ölçebileceği nükleer radyasyon enerjisi alanını çok geniş bir alana çekmekteyiz. 30 keV ile 4400 keV enerji aralığını çok yüksek bir hassasiyetle ölçebilmekte." dedi.


 

"Modülün pek çok uygulama alanı var"

 

Modülün pek çok uygulama alanı olduğunu anlatan Yılmaz, şöyle devam etti: "Askeri amaçlı, LİDAR (lazer darbeleri kullanılarak bir nesne veya bir yüzeyin uzaklığını anlamaya yarayan teknoloji) sistemlerinin tespitinde kullanılabilecek. LİDAR sistemlerinde hedefe kitlenmiş olan lazerin tespit edilmesinde ve görevli olan askerin ya da sürücünün uyarılmasında çok önem arz etmektedir.

Bu şekilde de uyarı aldığında askerimiz hedefi şaşırtacaktır. Dolayısıyla lazerle kitlenen hedefe maruz kalmayacaktır. Aynı zamanda nükleer santrallerde yine uyarı amaçlı radyasyon sensörü olarak kullanılacak. Tıbbi anlamda dozimetri olarak kullanılma imkanı da var. Sağlıkta kullanım alanı radyoterapi aslında, özellikle kanser tedavisinde. Hastaya radyasyon uygulanırken radyasyon miktarının önceden belirlenmesi, sistemin kalibre edilmesi, hastaya uygulanan dozun tespit edilmesinde kullanılabilecek.

Aynı zamanda bu radyasyonu uygulayan kullanıcıların da güvenliği açısından kişisel dozimetri olarak da kullanılabilecek. Tamamen yerli imkanlarla üretmekte olduğumuz bu ürünü 5G teknolojisinde de kullanmayı planlıyoruz. Öte yandan otomotiv sektöründe son zamanlarda çip sıkıntısı nedeniyle otomobil firmaları üretimlerine ara vermekte ve yavaşlamakta. Burada üretmiş olduğumuz bu sensörler orada kullanım alanı bulacaktır. Fotodiyot olarak da doğrudan kullanılabilir çünkü çok yüksek bir hassasiyete sahip." 

"Uzaya gönderilecek sistemlerde bu sensörler kullanım imkanı bulacaktır"


 

Prof. Dr. Yılmaz, son yıllarda uzay teknolojisinde yaşanan gelişmelere işaret ederek, "Uzaya gönderilecek sistemlerde, roketlerde bu sensörler kullanım imkanı bulacaktır. Uzaya giden sistemler üzerine düşen radyasyonların ölçülmesi önemli. Oradaki elektronik sistemin açılıp kapanmasında, radyasyondan kaynaklanan hasarın azaltılmasında modül görev yapacaktır. Bu modüllerin biri yurt dışından 300 ile 500 bin euro ödenerek alınmaktaydı. Bizim daha önceki üretmiş olduğumuz radyasyon modüllerin halihazırda TÜBİTAK Uzay tarafından yerli uydularımıza entegrasyonu tamamlandı. Yerli uydular bir yıl içerisinde gönderildiğinde veriler de gelecek." diye konuştu.

 Mevcut aşamada elde edilen modülün ara çıktı ürün olduğunu dile getiren Yılmaz, çalışmaların iki taraflı olarak yaklaşık 1,5 yıl daha devam edeceğini, sonraki aşamada seri üretime geçileceğini sözlerine ekledi.

Kaynak: AA, TRT Haber


Sonraki
Önceki Konu
Önceki
Sonraki Konu »